Hekimlik kutsal bir meslektir. Çünkü insan sağlığının korunması için hizmet eder.
Hipokrat 2500 yıl önce “Hayatımın ve sanatımın saflığını koruyacağım” diye yemin ederken saflıktan, dürüstlükten, ahlaktan ve samimiyetten bahseder. İnsanlığa ve insan sağlığına saygı ve sevgiyi yüceltir. Sadece insanın bedeni değil, ruh sağlığının da korunması en önemli hedeftir.
Günlük yaşamımızda yaşadıklarımız, bedenimizden ziyade önce ruh sağlığımızı çok etkiler. Bu yüzden gelişmiş toplumlarda insanların beden sağlığı yanında ruhsal sağlığının da korunması için her türlü önlemler alınmaktadır.
Ruhsal olarak insanlar kendini iyi hissetmek için, spor yapar, tatile çıkar, müzik dinler, dostlarıyla sohbet eder, yani olumlu aktiviteler yapar. Ayrıca güzel söz duymak çocuk, yaşlı farketmeden tüm insanları mutlu eder, insanın kendini iyi hissetmesini sağlar. Kötü söz ve davranış ise sağlığımızı ciddi şekilde tehdit eder.
Hipokrat yemininde tüm insanlığa hitap eder, belli bir kitleye, topluluğa, gruba hitap etmez. Yani insanları hiçbir şekilde kategorize etmez. İnsan olmak bir değerdir, kutsaldır, her insan özeldir. Bu yüzden hekimlerin tek hedefi hiç bir ayırım yapmadan insanın bedensel ve ruhsal sağlığını korumak olmuştur.
Bir insanın vücudundaki farklı organlarda birbirinden farklı ve bir bütün şeklinde çalışan milyarlarca hücre bulunmaktadır. Bu hücrelerin hepsi insan bedeninin bütünlüğü için muazzam bir uyum içinde çalışır. Sorumlulukları onların dengeli çalışmasını, kurallara net uyum, şaşmaz bir birlikteliği kılmaktadır. İnsan vücudundaki hücrelerin farklılığı, büyüklükleri, küçüklükleri, özelleşmiş fonksiyonları, yaşam süreleri bakımından ayrımcılığa tabi değildir, tüm hücre ve organların çalışma uyumu hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından çok önemlidir. Bu uyumun dışına çıkıldığında insan sağlığı tehlikeye girmektedir. Bu bozulma hangi hücre grubunda ya da organda olursa olsun vücudun sağlıklı devam etmesi sekteye uğrar, bu durum insanın acı çekmesine, mutsuz olmasına yani iyilik halinin bozulmasına neden olur.
İnsan kalbinin teklemesi gibi, beyin hücrelerinin bir kısmının farklı ateşlemesi gibi, ya da bir hormonun az yada çok salgılanması gibi…
Toplumları da birçok farklılıklarıyla insanlar meydana getirir. Toplumun sağlıklı olması için saygı, sevgi çok önemli değerlerdir. Farklılıkları kategorize etmek, farklılıkları her ne olursa olsun ötekileştirmek toplumun ve insanlığın iyilik halini bozmaktadır, halbuki insanın tüm farklılıkları özeldir, müdahale edilecek bir durum değildir. Hatta tek yumurta ikizlerinde bile birçok farklılık vardır. Bunları değiştirmek mümkün değildir.
Hücrelerin, organların farklılığı vücudumuz için nasıl elzem ise, insanların farklılığı için de aksini düşünmek büyük bir haksızlıktır, halbuki vücudumuzdaki hücrelerin farklılığı gibi insanların, toplumların farklılığı da büyük bir zenginliktir. Bu zenginliğin korunması çok önemlidir.
İnsanın kendini iyi hissetmesi, karşısındakini kötü hissetmesine neden olmamalıdır. Sonuç olarak farklılıklar zenginliktir, acı nedeni olmamalıdır.
Prof. Dr. Selahattin Katar, çocuk nörolojisi, epilepsi ve yenidoğan nörolojisi alanlarında uzun yıllara dayanan klinik ve akademik deneyime sahip bir hekimdir.